Aralıklı Oruç Yönteminin Zayıflama Üzerine Etkisi

Aralıklı Oruç Yönteminin Zayıflama Üzerine Etkisi

Vücutta aşırı yağlanma ve buna bağlı bulaşıcı olmayan kronik hastalık riskini artırmasıyla tanımlanan obezitenin tedavisinde yaşam tarzı müdahalesi birinci basamak tedavidir. Vücut ağırlığında ılımlı kayıp yaratacak uygulamalar bile kan basıncı, açlık plazma glukozu ve lipid profilinde olumlu değişiklikler yaratabilmektedir. Dünya Obezite Atlası, 2030 yılında Türkiye’de kadın nüfusun yarısının, erkek nüfusun ise %34’ünün obezite ile karşılaşacağını tahmin etmektedir. Bulaşıcı olmayan kronik hastalıklar için yüksek kan basıncı, sağlıksız beslenme ve tütün kullanımından sonra obezite ve hafif şişmanlığın 4. sırada en yaygın risk faktörü olduğu ifade edilmektedir. Obezitenin tedavisinde kullanılan yöntemler 5 ana başlık altında incelenmektedir. Bunlar beslenme tedavisi, egzersiz, davranış değişikliği tedavisi, farmakolojik tedavi ve cerrahi tedavidir.

Uzun dönemde beslenme alışkanlıkları metabolik sağlığın en önemli belirleyicileridir. Özellikle batı tarzı beslenme yaygınlaşmasıyla yağ açısından zengin diyet tüketiminin artışı, sağlıksız beslenme obezite için bir risk faktörüdür. Obezite tedavisinde beslenme tedavisinin amacı besinlerle alınan enerjinin harcanan enerjiden az olmasını sağlayarak vücut yağ depolarında azalma sağlamaktır. Ulusal Sağlık Enstitüsü, hafif şişman veya obez bireylerde enerji gereksiniminin 500 kkal/gün azaltılarak haftada 0.5-1 kg arası ağırlık kaybı önermektedir.

Enerji kısıtlı diyet müdahalesi ve bunun sonucunda ağırlık kaybı obezitenin tedavisinde temel yöntemdir. Obezitenin tedavisinde tek bir evrensel diyet mevcut değildir. Farklı makro besin öğesi içeriğine sahip çok değişkenli farklı diyet modelleri bulunmaktadır. Bu diyet modelleri makro besin oranlarına göre ve öğün sıklığına göre aşağıdaki gibi sınıflandırılmaktadır;

  • Dengeli düşük enerjili diyetler

  • Aralıklı açlık/aralıklı oruç

  • Düşük yağlı diyetler

  • Düşük karbonhidratlı diyetler

  • Yüksek proteinli diyetler

  • Çok düşük enerjili diyetler

Tabii, ikinci görseldeki metni de sizin için yazıya döktüm:

Devamlı Enerji Kısıtlaması

Obezitenin tıbbi beslenme tedavisinde çoğu rehber, günlük enerji gereksiniminden 500-1000 kkal/gün kısıtlaması yapılarak 6 aylık sürede haftada 0.5-1 kg ağırlık kaybı oluşmasını önermektedir. Önerilen enerjinin %45-50’sini karbonhidratlar, %15-25’ini proteinler, %25-35’ini yağlar (%15-20’si tekli doymamış yağ) oluşturmalıdır. Ayrıca günlük 20-40 g posa alımı önerilmektedir. Türkiye Beslenme Rehberi (TÜBER), vücut ağırlığını yönetebilmek için toplam enerji alımının kontrol edilmesi gerektiğini ve hafif şişman veya obez bireylerin sağlıklı besinler seçerek yiyecek ve içeceklerden daha az enerji alması gerektiğini belirtmiştir.

Devamlı enerji kısıtlaması diyetlerinin vücut ağırlığı, serum insülin düzeyi, kan basıncı, inflamasyonu azalttığı; insülin duyarlılığı ve serum lipid profilini iyileştirerek metabolik hastalık riskini azalttığı bildirilmiştir. Devamlı enerji kısıtlaması ile ortalama %5 ila 10 ağırlık kaybı sağlanabilse de bu beslenme yöntemine bağlılık 1-4 ay içinde azalır.

Aralıklı Enerji Kısıtlaması

Son dönemlerde bilimsel literatürde ve medyada öne çıkan, obezitenin tıbbi beslenme tedavisinde devamlı enerji kısıtlamasına alternatif bir olan beslenme yöntemi aralıklı açlık ya da aralıklı enerji kısıtlaması olarak adlandırılmaktadır.

Aralıklı enerji kısıtlaması beslenmede belirli aralıklarla duraksamaların yapıldığı ağırlık kaybı için alternatif bir beslenme yöntemidir. Aralıklı enerji kısıtlamasını devamlı enerji kısıtlamasından ayıran temel nokta açlıkla geçen belirli zaman dilimlerinin olmasıdır. Aralıklı enerji kısıtlaması uygulamanın birden fazla yöntemi bulunmaktadır. Bu yöntemlerin birbirinden farkı, beslenme ve açlık süreleri ile beslenme zamanlarında alınan enerjilerdir.

Aralıklı enerji kısıtlamasının en popüler yöntemi olarak bilinen zaman kısıtlı beslenme yönteminde besin tüketimi belirli bir zaman aralığında gerçekleştirilir. Uygulamanın 16:8, 18:6 ve 20:4 olmak üzere üç farklı yöntemi bulunmaktadır. 16:8 yöntemi 16 saat açlık, 8 saat beslenmeyi tanımlamaktadır.

Yapılan çalışmalar, zaman kısıtlı beslenmenin sağlıklı yetişkinlerde ağırlık kaybı yarattığı, prediyabetli erkeklerde ise metabolik iyileşmeler yarattığı gösterilmiştir. Ancak uzun dönemde ağırlık kaybı etkisi hala belirsizliğini korumaktadır. Zaman kısıtlı beslenmenin etkilerinin araştırıldığı metaanaliz çalışmasında, metabolik sağlık sorunları olan katılımcılarda ağırlık kaybı yarattığı, sağlık sorunu olmayan katılımcılarda ise ağırlık kaybı yaratmamasına rağmen yağ kütlesinde azalma sağladığı bulunmuştur.

Bir başka sistematik derleme çalışması da zaman kısıtlı beslenmede erken ve geç saatte yeme aralığının etkilerini kıyaslamıştır. Her iki yöntemde de enerji alımı, vücut ağırlığı ve kan basıncının azalması, oksidatif stresin ortadan kaldırılması gibi metabolik sağlığı geliştiren etmenlerde iki yöntem arasında fark görülmemiştir. Ancak insülin duyarlılığında iki yöntem de değişiklik yaratmamıştır.

Alternatif Gün Açlığı

Alternatif gün açlığı, hafta boyunca beslenme ve açlık günlerinin dönüşümlü uygulandığı bir yöntem olarak tanımlanmaktadır. Farklı yöntemleri olan alternatif gün açlığını üç başlık altında incelemek mümkündür;

  • Açlık günlerinde enerji ihtiyacının %25’i; diğer günler enerji ihtiyacının %125’ini tüketmek

  • Açlık günlerinde %100 enerji kısıtlaması, diğer günler isteğe göre beslenmek

  • Açlık günlerinde enerji ihtiyacının %25’i; diğer günler isteğe göre beslenmek.

5:2 Diyet

Haftanın ardışık olmayan 2 günü boyunca kişinin günlük enerji ihtiyacının %20-25’inin karşılandığı; kalan 5 günde ise isteğe göre beslenilen bir aralıklı açlık modelidir. Bu yöntemin popüler olmasının en önemli yanları basit olması ve açlık uygulamasının sadece 2 günle sınırlı kalıp, haftanın kalan günlerinde tüm kısıtlamaların kaldırılmış olmasıdır.

Dini Açlıklar

Dini açlığın birçok biçimi Hristiyanlık, Yahudilik ve İslam’da bulunabilir. Belirli rejimler süreye ve beslenme düzenine göre değişiklik gösterse de, birçok oruç, meyve ve sebze alımını teşvik ederken hayvansal proteini, rafine besinleri azaltmaya önerir. Ramazan orucu, Ortodoks Hristiyan açlığı, Budist açlığı ve 21 gün Daniel açlığı dünya genelinde sıklıkla uygulanan dini açlıklardır.

Obez bireylerle yapılan birçok pilot çalışmada zaman kısıtlı beslenmenin vücut ağırlığı ve yağ kütlesinde azalma yarattığı gösterilmiştir. Ancak bu çalışmalar, obezite için kanıta dayalı klinik kılavuzları desteklemek için yeterli değilken ağırlık kaybı stratejisi olarak zaman kısıtlı beslenmenin uzun vadeli etkinliği ve güvenliği hala belirsizdir. Enerji kısıtlı diyet ile aralıklı enerji kısıtlamasının ağırlık kaybı üzerindeki uzun vadeli etkileri henüz tam olarak belirlenmemiştir.

Obezite, günümüzde her ekonomik düzeyde toplumu etkileyen, yaygın görülen önemli bir küresel halk sağlığı sorunudur ve sebep olduğu hastalıklar ve yaşam kalitesine olan olumsuz etkileri nedeniyle tedavi edilmesi gereken bir hastalıktır. Obezitenin önlenmesi ve sağlıklı ağırlık kontrolünde en etkili yöntem yaşam boyu sürdürülecek sağlıklı ve dengeli beslenme, artırılmış fiziksel aktivite ve davranış tedavilerini içeren kombine tedavi yöntemidir. Bireylerin ideal vücut ağırlıklarına ulaşmalarından çok kişiye sağlıklı beslenme alışkanlığı kazandırarak kişiye özel belirlenmiş ağırlık kaybı hedefine ulaşmak ve kaybedilen ağırlığı uzun dönem korumak hedeflenmelidir.

Enerji kısıtlı diyet uygulaması, ağırlık kaybına yönelik beslenme tedavisinin temelini oluşturmaktadır. Devamlı enerji kısıtlaması olarak da bilinen bu beslenme yönteminin ağırlık kaybını sağlamak için sürekli uygulanması herkes için kolay uygulanabilir değildir.

Aralıklı enerji kısıtlaması, enerji ve besin öğesi alımında herhangi bir kısıtlama olmayan ya da ılımlı bir kısıtlama olan, günün ya da haftanın belirli günlerinde beslenmeyi, kalan zamanlarda ise enerji ve besin öğesi içermeyen içecek tüketimi dışında beslenmenin olmadığı bir uygulamadır. Kalori kısıtlamasının haftanın her günü, gün boyunca yapıldığı devamlı enerji kısıtlaması yöntemine göre daha az kısıtlayıcı olduğu düşünüldüğünden daha popüler hale gelmişse de beslenme planının uygunluğu kişiye özel olarak değerlendirilmelidir. Aralıklı açlık uygulamaları büyüme ve gelişme döneminde olan çocuklar, gebe ve emzirme döneminde olan kadınlar, kronik hastalığı olan bireyler tarafından uygulanmamalıdır.

Ağırlık kaybı diyetleri; fiziksel fonksiyonu sürdürmeli, geri ağırlık kazanımını önlemeli, vücut yağ kaybını arttırmalı ve yağsız vücut kütlesinin kaybını en az düzeye indirmelidir. Aynı zamanda dengeli beslenme kurallarını öğretmeyi amaçlarken sürdürülebilir beslenmeyi de sağlamalıdır. Bu bağlamda diyetlerin bireye özgü olması büyük bir öneme sahiptir. Uygulanan diyet programı süresince günlük aktivitelerin sürekliliğinin sağlanması da diyetin sürdürülebilirliğinin bir başka parçasıdır. Diyetin uygulanması sürecinde aksaklıkların belirlenmesi, hataların tespit edilip düzeltilmesi için kontrollerin yapılması gerekmektedir.

Ağırlık kaybı diyetlerinin planlanmasında düzenli ve dengeli beslenme alışkanlıkları kazandırılmalıdır. Sağlıklı beslenme adına yapılan tüm davranış değişikliklerinin sürekliliği sağlanmalıdır.